Sessiz Tehlike: Samsun’da Gençliği Kemiren Kimyasal Gerçek

05.01.2026
Serkan Yazıcı Serkan Yazıcı

Son yıllarda Samsun sokaklarında, kahvehanelerinde, iş yerlerinde ve hatta okul çevrelerinde fark edilmeden büyüyen bir sorun var: hap ve kimyasal madde kullanımı. Bu mesele artık yalnızca “kenar mahalle” ya da “suça meyilli gençler” başlığı altında ele alınabilecek kadar basit değil. Sorun, şehrin tam ortasında, her sosyal sınıfta ve her yaş grubuna dokunarak ilerliyor.

Eskiden uyuşturucu dendiğinde akla belirli maddeler gelirken, bugün tablo çok daha karmaşık. Renkli haplar, sentetik uyarıcılar ve laboratuvar ürünü kimyasallar; ucuz, kolay ulaşılabilir ve “zararsızmış” gibi pazarlanıyor. Özellikle gençler arasında “bir kereden bir şey olmaz” algısı, bu maddeleri masumlaştırıyor. Oysa geride kalan tablo hiç de masum değil.

İş Hayatında Görünmeyen Çöküş

Samsun’da birçok esnafın, sanayicinin ve işverenin ortak şikâyeti aynı:

“Gençler işe geliyor ama tutunamıyor.”

Geç kalmalar, ani öfke patlamaları, dikkat dağınıklığı, sorumluluk alamama ve devamsızlık… Bunların çoğu, perde arkasında kimyasal madde kullanımına dayanıyor. Gençler kısa vadede kendilerini enerjik, cesur veya özgüvenli hissettiklerini sanıyor; fakat orta vadede iş disiplini tamamen çöküyor. Sonuç: İşten çıkarılmalar, işsizlik, borçlar ve daha fazla bağımlılık.

Bu kısır döngü, sadece bireyi değil; işletmeleri, üretimi ve şehir ekonomisini de yavaş yavaş zedeliyor.

Sosyal Hayatta Kopan Bağlar

Kimyasal maddelerin en yıkıcı etkisi, insan ilişkilerinde ortaya çıkıyor. Aile içi iletişim bozuluyor, arkadaşlıklar çıkar ilişkisine dönüşüyor. Gençler zamanla sosyal çevrelerinden kopuyor; yalnızlaşıyor, içe kapanıyor veya agresifleşiyor.

Anne-babalar çocuklarını “ergenlik bunalımı” sanarak izlerken, aslında çok daha derin bir tehlike sessizce büyüyor. Komşuluk ilişkilerinin güçlü olduğu Samsun kültüründe bile, bu sorun artık kapalı kapılar ardında yaşanıyor.

En Tehlikelisi: Normalleşme

Belki de en ürkütücü nokta, bu maddelerin normalleşmesi. “Zaten herkes kullanıyor”, “Alkol daha kötü”, “Stresi bununla atıyorum” gibi cümleler, sorunun üzerini örten en büyük yalanlar.

Oysa bu maddeler, genci hayattan koparıyor; hedeflerini, hayallerini ve geleceğini yavaş yavaş elinden alıyor. Kimyasal bağımlılık, bir anda değil; fark edilmeden çökertiyor.

Ne Yapmalı?

Bu sorun sadece güvenlik güçlerinin, sadece ailelerin ya da sadece okulların omzuna bırakılamaz. Samsun’da toplumun tüm kesimlerinin bu meseleye birlikte eğilmesi gerekiyor. Gençleri suçlamak yerine anlamak, bastırmak yerine yönlendirmek şart.

Spor, sanat, meslek edindirme ve gerçek istihdam fırsatları; bu karanlık döngüyü kırmanın en güçlü anahtarı. Aksi halde bugün “küçük bir alışkanlık” diye görmezden gelinen bu sorun, yarın hepimizin karşısına çok daha ağır bir bedelle çıkacak.

Bu bir ahlak meselesi değil; bu bir gelecek meselesi.