Güçlü, Hızlı, Tarafsız - Samsun son dakika

  • Dolar 5.8109
  • Euro 6.4287
  • GR ALTIN 272.9
  • ÇEYREK 446.19

  • 21 Mayıs 2019, Salı 12:44
MehmetAksoy

Mehmet Aksoy

Tarih, matematik seçmeli; din zorunlu (1)

MEB lise ders programında değişiklik yaptı: zorunlu dersleri azalttı, yeni seçmeli dersler koydu. Matematik ve Tarih seçmeli ders olurken Din Kültürü Ahlak Bilgisi tüm sınıflarda zorunlu ders olarak kaldı.

Tarih araçtaki dikiz ve yanal aynalar gibi arkada olan biteni görmemize yardım eder. Geçmişini bilmeyen geleceğini doğru düzenleyemez. Yönümüz ileri olmakla birlikte arkada olanı biteni de bilmek zorundayız.

Olayların kendi başımıza gelmeden nasıl sonuçlandığını tarih sayesinde öğreniriz. Yanmadan yanıcıyı, zehirlenmeden zehirliyi, kuyuya düşmeden derinliği öğrenebiliriz.

Tarih geçmişten her anlamda ders almayı öğretir. ‘Tarih’i  ‘tekerrür’  diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? Diyor M.Akif Ersoy

Evet, tarihten ders alınsaydı yaşanan felaketler bir daha yaşanmaz, aynı şey yapılarak farklı sonuç beklenmezdi. Yine tarihten ders alınsaydı dünyaya karşı savaşarak istiklal ve istikbalini koruyan Türk milleti yerlerde sürünmezdi.

Şanlı tarih yapılanlardan ilham alınarak tekrarlamayı veya daha büyüklerini başarmayı sağlayan sıçrama tahtası, tramplen gibidir. Yapılanlar yapılacakların teminatı olarak görüldüğü sürece, inanmak ve başarmak kolaylaşır.

Başarı ‘başaracağım’, zafer ‘benimdir’ diyebilenindir. Bunu diyebilmek için de nelerin, nasıl başarıldığını bilmek gerekir. Yapabileceğine inananlara, beyinleri yapabilecek fiziksel ve ruhsal performans sağlarken, inanmayanları da yapamayacak hale getirir. Tarih bu inancı sağlar.

Tarihinden koparılan gençliğin sapkınlığa düşme ihtimali yükselir.

Atatürk cumhuriyeti gençliğe emanet etmekle birlikte gün gelir de gençlik cumhuriyeti korumakta yetersiz kalırsa cumhuriyeti de koruyacak olan savcılardır.

Hepsi cumhuriyetin görevlileri olmasına rağmen, öğretmenin, hakimin, başbakanın önüne konmayan ‘cumhuriyet’ sıfatı bu nedenle savcının önüne konmuş, cumhuriyet savcısı denmiştir.

Hukuk inkılaplarının yapıldığı dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, Atatürk’ün huzurunda savcıların resmi sıfatının neden ‘cumhuriyet’ olduğunu şu şekilde açıklıyor:

‘Devletin her kademesinde olanlar yanlış yapabilirler. Hukuk dışına çıkabilirler. Onlara millet, devlet ve ikisini de kucaklayan cumhuriyet adına hesap soracak olan savcılardır. Onun içindir ki sadece savcılar için -cumhuriyet savcısı- denilmelidir.’

 Bu nedenledir ki ‘reddi hakimlik’ müessesi varken, ‘reddi savcılık’ müessesi yoktur. Şartlar hasıl olduğunda mahkemenin hakimi reddedilebilir ve değiştirilebilir, ancak savcısı reddedilemez.

Bu ağır sorumluluğun altından savcılar yeterince kalkabiliyor mu? Kalkanın da kalkamayanın da hem dünya da hem de Türkiye’de örnekleri çoktur.

 Büyük davlar hakimlerinden daha çok savcılarıyla anılır. İtalyan savcı Antonio Di Pietro’yu adliye ve polisteki kirlenmeleri de içeren, siyasetle iş dünyası arasındaki kirli ilişkiler ve yolsuzluklara karşı tarihe  ‘Temiz Eller’ diye geçen operasyonlardan hala hatırlıyoruz.

Gücünü anayasa ve yasalardan alan, bu kadar önemli sorumlulukları olan savcılar da asla anayasa ve yasalardan almadığı bir yetkiyi kullanamaz. Savcıların yasaları ihlal etmesi; ‘bindikleri dalı kesmesi’ demektir.

 Matematik bilmeyen mühendisin yaptığı binalar yıkılır, istismarcıların elinde hayat veren din hayatları söndürür. İnançsız yaşanır, ancak adaletsiz yaşanmaz


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık